BaÅŸak Köklükaya “Süt”ü anlattı…
Semih KaplanoÄŸlu’nun “Süt” filminde rol alan BaÅŸak Köklükaya, rolü gereÄŸi bir haftadır inek saÄŸdığını söyledi.
BaÅŸak Köklükaya, filmde canlandırdığı karakterle ilgili ÅŸunları söyledi: “Süt, yaÅŸam savaşını anlatıyor ve sıradan insanların hayatlarından bir kesit yansıtıyor. Filmdeki rolüm gereÄŸi bir haftadır süt ve ineklerle çok haşır neÅŸirim. Seri bir ÅŸekilde inek saÄŸmayı öğreniyorum.”
Nebil Özgentürk’ün “Türkiye’nin Hatıra Defteri” adlı belgeseli ve Semih KaplanoÄŸlu’nun “Süt” filminde rol alan BaÅŸak Köklükaya ile anne olma tutkusu ve oyunculuk üzerine konuÅŸtuk. İki yıl içinde çocuk sahibi olmak istediÄŸini aksi taktirde bu defteri kapatacağını belirten Köklükaya, “Süt”te canlandırdığı karakteri “İnek sağıyorum, peynir yapıyorum” sözleriyle özetledi.
Tamer Karadağlı ile aynı okuldan mezunmuşsunuz. Okul zamanında hiyerarşi durumunuz var mıydı?
- Evet, doğru. Aynı okul mezunuyuz, benden üç sınıf yukarıdaydı Tamer. Bir hiyerarşi hep olur üst sınıflarla. Ben 12 yaşında bale bölümünde okurken konservatuvarda bu hiyerarşiyle tanıştım. Alt sınıftakilere soyunma odalarını temizletir, fotokopi çektirirlerdi. Ama Bilkent’te Tamer’le ya da başkasıyla bunu yaşamadım.
“Bir Tutam Baharat”ın ardından ÅŸimdi de “Türkiye’nin Hatıra Defteri” adlı belgeselde yine Yunanistan’a dair bir öyküde bir çifti canlandırıyorsunuz.
- Evet, böyle bir tesadüf söz konusu.
“Türkiye’nin Hatıra Defteri”, Åžerif Gören’le ilk çalışmanız deÄŸil mi?
- Evet, bir dizi projesi için görüşmüştük ama olmamıştı. Bu proje için Nebil Bey ile ve Şerif Gören’le çalışmak beni heyecanlandırdı.
Biraz da yeni filminiz “Süt” hakkında konuÅŸalım.
- YönetmenliÄŸini Semih KaplanoÄŸlu üstleniyor, filmi Tire’de çekiyoruz. Daha önce “Yumurta”yı çektik, o filmi Cannes’da büyük övgü almıştı. Daha sonra da üçlemenin son filmi “Bal”ı çekeceÄŸiz. Bu arada “Yumurta”nın 9 Kasım’da galası olacak. Altın Portakal’da yarışıyor.
“Süt” neyi anlatıyor?
- Süt, yaşam savaşını anlatıyor ve sıradan insanların hayatlarından bir kesit yansıtıyor. Ama filmin ve yönetmenin özelliği konuşamadığımız anları çekmesi. İnek sağıp, peynir yapıp satıyorum. Fazla replik de yok senaryoda ama film çok şeyi anlatıyor. Bir haftadır süt ve ineklerle çok haşır ve neşirim. Seri bir şekilde inek sağmayı öğreniyorum.
Peki, saÄŸabiliyor musunuz?
- İlk baÅŸlarda zorlanıyordum ama çalıştıkça oluyor sanırım. İnek saÄŸmak gerçekten çok teknik bir konu aslında. Orada nineler gösteriyor “Şöyle saÄŸverecen” diyorlar (gülüyor). İnek de tabii sahibine alışkın olduÄŸu için yabancı birini gördüğünde sütünü çekiyor. Ben de köylü kadınlarının kıyafetlerini giyip, başımı baÄŸlıyorum ve biraz da inekler kandırmaya çalışıyorum. Ama çok akıllı hayvanlar, beni kim sağıyor diye dönüp bakıyorlar.
Nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
- Genç yaşta kocasını kaybetmiş 18 yaşında oğlu olan bir kadını oynuyorum. İnekleri var, onları sağıyor, peynir yapıyor ve pazarda satıyor.
Bu sene dizi projeniz yok sanırım?
- “Gerçekten bu iÅŸi kaçırmayayım” diyeceÄŸim bir dizi projesiyle karşılaÅŸmadım. Geçen sene “Yanık Koza”dan dolayı çok yoruldum. Sesli çekilmediÄŸi için bölüm yetiÅŸtirme ve İstanbul’a gelip seslendirme tekrar Bursa’ya dönmek çok yorucuydu…
Normal hayatta neşeli bir kadın mısınız?
- Siz bakmayın benim dizilerdeki hüzünlü halime çok neşeli bir kadınım.
Evli çifti canlandırıyorlar
Nebil Özgentürk’ün hazırladığı “Türkiye’nin Hatıra Defteri” adlı belgeselde Åžerif Gören’in çocukluk anılarından yola çıkarak çektiÄŸi 6-7 Eylül olaylarını konu alan kısa filmde, BaÅŸak Köklükaya ile Tamer KaradaÄŸlı evli bir çifti canlandırıyor.
33 yaşındayım çocuk istiyorum
Az önce setteki bebekle iletişiminize dikkat ettim, içiniz gitti ağladığında. Çocukları çok seviyorsunuz sanırım?
- Evet set ortamları onlara uygun deÄŸil, buraları hiç steril deÄŸil. Ama bayılıyorum bebeklere. Evet, içim gitti aÄŸlayınca, Kıyamıyorum. “Küçük Kıyamet” filminde de küçük bebekle çalıştım, adı Arda’ydı, gördüğüm en uslu bebekti.
Bebeklerle çalışınca anne olma istediğiniz fazlalaşıyor mu?
- O sorumluluÄŸu alıp sonra da taşıyamamaktan çok korkuyorum. Mesela Tamer, kızını anlatıyor, bana “Bir an önce anne ol” ama bir baba için durum farklı. Ancak 33 yaşındayım, “Çocuk bu iki sene içinde ya olsun ya da bu defteri kapatayım” diyorum.







Yorum Yapın